Meyrema Ozmus
  31-03-2017 20:52:00

Neye Göre Adalet, Kime Göre Adalet

Değerli www.vandahaber.com okuyucuları ben Meyrama ozmus nasip olursa bundan sonra her hafta sizlerle birlikte olacam.

yaşamın her alanında farklı konuları ele alıp, siz değerli www.vandahaber.com takipçileriyle paylaşacağım.

İşte ilk paylaşacağım yazım:

Adalet…

Neye göre adalet kime göre adalet?

Ya da adalet deyince aklımıza ne geliyor?

Adaletten kasıt HZ. Ömer’ in sözü olan adalet mülkün temelidir mi?

Yoksa kişinin kendi bünyesinde yaşadığı adalet midir yoksa çevresiyle bağlantı içerisindeki adalet mi?

Biliyor musunuz aslında hepsi doğru.

 Biz adaletti bin türlü yaşarız. Birini kendi bünyemizde, birini ailemiz içerisin de, birini arkadaşlarımız ve çevremiz içerisinde yaşarız ama bir diğer adalet türü ülke bazında yaşayabileceğimiz adalettir ki bu tam da HZ. Ömer’in mülkün yani devletin temeli olarak gördüğü adalettir.

 

Düşünürün biri derki insan adaletle doğar zamanla kirletir kendini.  Düşündürücü bir cümle... Evet, fetüs embriyo derken anne rahminde küçük bir et yığını haline geliyoruz. Bana göre annemizin karnın da adaletle yaşıyoruz. Çünkü orda başka bir bebek yok biz varız gelen gıdadan biz yararlanıyoruz gelen sudan, gürültüden, darbeden yani iyi, kötü ne varsa sadece karındaki biz etkileniyoruz faydalanıyoruz. Peki, doğum sonrasında bir kordonla bağlı olduğumuz annemizden bir makasla bağımızın kesilmesiyle aynı süreç devam ediyor mu? Tabi ki de hayır.

Kimimiz bollukla yaşarken, kimimiz sefaletle ayağında kışın botu olmadan, çamurdan oyuncaklar yapıp oynayan, hiç waffle yemeden veya tiramisu nedir bilmeden hatta bunları geçin etli yemek için kurban bayramını seven veya ramazan bayramında şekerleme stoku yapıp bayramdan sonra sayarak yiyen biri olarak doğarken diğer taraftan doğduğu anda zaten ailesi onun için her şeyi planlamış bir yatak odası dolabı oyuncakları ve onun geleceği için ayrılmış  güzel bir miktar para… Ne diyelim peki? Kısadan gidelim mi? Bazımız bir sıfır önde dünya ya doğarken bazımız ise, bir sıfır geride doğuyor… Ama bunları adaletsizlik var diyerek sonuçlandırmak ne kadar doğru olabilir ki.

 

İnsan adaleti ilkin kendi bünyesinde yaşar. Mesela kendine saygı duyarak, kendini severek, kendine haksızlık etmeyerek bedenine eziyet etmeyerek, ruhuna nefreti reva görmeyerek, saatlerce telefonda boş boş dolanıp gözlerine eziyet etmeyerek, kitap okumaktan uzaklaşıp beynini köreltmeyerek…

Peki, biz gerçekten kendimize adaletli miyiz?

 Kaçımız kendine sevgi ve saygı besliyor?

Bence çok azımız. Çünkü biz hep başkasına öncelik duyarız, böyle yetiştirildik. Karşıdakine saygılı, sevgili, hoşgörülü ol! Aman ha yoksa edepsiz olursun vs. vs. vs. şunu unutuyoruz kişi önce kendine saygı duymalı, sevgi beslemeli, hoşgörülü olmalı ki dışardaki insanlara bunu gösterebilsin. Yoksa kendine yapamadığını başkasına yapmasını nasıl bekleyebiliriz ki insandan. Adaletsizlik yoğrulmuş bir bedenden, ruhtan ve beyinden adalet beklemek ne kadar saçma…

 Adaletsiz bir beden, ruh, beyin dünyada ağaçları keser, canı sıkılır gider hayvanları öldürür, cinnet geçirir insan öldürür, depresyona girer intihar eder, bunalıma girer etrafa saldırır veya asosyal olur. Evet, adalet istiyoruz; ülke olarak, hayat olarak, insan ve insanlık olarak ama önce kendimize adaletli olmalıyız ve adaletli bünyeler yetiştirmeliyiz. Kendimizi, çocuklarımızı kısacası ailemizi adaletle yoğurmalıyız. Ancak böyle adaletten bahsedip, adalet isteyebiliriz.  Bu yazımı bir sosyoloğun sözüyle bitirmek istiyorum; bir insanın sahip olabileceği en büyük erdem adalet vasfına sahip olmasıdır.

 

Meyrama ozmus

 

  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI