Van’daki Yapılaşma Ranta değil, riske odaklanmalıdır
Van, Doğu Anadolu'nun kadim ve stratejik kentlerinden biri olduğunu hepimizce bilinmektedir. Ancak bu coğrafi önem, aynı zamanda kentin üzerinde daimi bir gölge oluşturuyor. 2011 yılında yaşanan iki büyük deprem, bu gerçeği en acı haliyle hafızalarımıza kazıdı. Ne var ki, Van'ın gerçek kaderi tektonik levhaların hareketiyle değil, bizzat insan eliyle, yani yıllardır süregelen çarpık kentleşme ile yazılıyor.
Van Ovası'nın genç ve alüvyal zeminleri üzerine kurulu bu şehirde, zemin zaten deprem dalgalarını büyütme eğilimindedir. Bu bilimsel gerçeğin üzerine, ne yazık ki, mühendislik hizmeti almamış, ruhsatsız ve denetimsiz bir yapı stoku inşa edildi.
Uzmanların tahminlerine göre, kentin yapı stoğunun büyük bir kısmı, hâlâ deprem yönetmeliklerinin ruhuna uygunluktan uzaktır. 2011 travmasına rağmen, eski ve ağır/orta hasarlı binlerce yapı mülkiyet sorunları, maliyetler ve bürokratik engeller nedeniyle yıkılamamış, adeta birer zaman ayarlı bomba olarak şehrin merkezinde beklemeye devam etmektedir.
Yumuşak Katlar ve Eksik Envanterin Tehlikesi
Çarpık yapılaşmanın en somut ve tehlikeli göstergelerinden biri, özellikle ticari kaygılarla inşa edilen binalardır. "yumuşak kat" problemidir. Zemin katların geniş vitrinler açmak için kolonsuz bırakılması veya yetersiz kolonlarla desteklenmesidir. Binaların deprem anında en zayıf halkası haline gelmesine ve adeta bir kâğıt gibi yığılmasına neden olmaktadır.
Diğer yandan, bir kentin deprem direnci, her şeyden önce mevcut risklerini bilmekle başlar. Van’da ise kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel, yapı stoku envanterinin tam ve güncel olmamasıdır. Hangi binanın ne zaman, hangi malzemeyle yapıldığı bilinmemektedir. Zemin etüdünün doğru yapılıp yapılmadığına dair sağlıklı bir veri tabanının yokluğu, atılacak adımların da havada kalmasına yol açmaktadır.
Dönüşüm Ranttan Risk Odaklı Olmalı
Şüphesiz ki, 2011 depremleri sonrasında TOKİ eliyle inşa edilen planlı konutlar, güvenli yapılaşmanın kentte mümkün olduğunu kanıtlamıştır. Ancak kentsel dönüşüm, sadece yeni ve pahalı konutlar inşa etmekten ibaret değildir.
Van için kentsel dönüşüm, ranta değil, riske odaklanmak zorundadır. Yıkım önceliği, piyasa değeri yüksek bölgelere değil, bilimsel verilerle en riskli ilan edilen ve en kötü zemine sahip bölgelere verilmelidir.
Sonuç olarak söylemek gerekirse, Van'da deprem gerçeği değişmeyecektir. Fay hatları hareket etmeye devam ediyor. Ancak, kentin bu gerçeğe karşı duruşu, bir an önce değişmek zorundadır. Yapı denetim mekanizmalarının sadece kâğıt üzerinde değil, inşaat sahalarında titizlikle uygulanması lazımdır. Kalan riskli yapıların kararlılıkla tasfiyesi ve en önemlisi, deprem bilincinin kent kültürüne entegre edilmesi gerek. Bu ise Van'ın gelecekteki bir felaketi afete dönüştürmesini engelleyecek tek yoldur. Van’ın kaderi, jeolojinin değil, imar ahlakının elindedir.
Sizde Van'ın deprem hazırlıkları veya kentsel dönüşüm mevzuatı hakkında yorumlarınızı yazabilirdiniz