Gazzeli kadınlar acılara rağmen ayakta
Gazze'den Türkiye'ye sığınan Nesma Barbakh'ın hikâyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde "mücadele" ruhunu en yalın haliyle gözler önüne seriyor.
Gazze'de yaşam mücadelesi veren kadınlar, maruz kaldıkları sistematik şiddet ve insani krize rağmen dimdik ayakta duruyor.
Gazze'de yaşam mücadelesi veren kadınlar, maruz kaldıkları sistematik şiddet ve insani krize rağmen dimdik ayakta duruyor. 7 Ekim'den bu yana yapılan soykırımın bilançosu ise ağır oldu. Saldırıların başladığı günden itibaren yaklaşık 11–12 bin Gazzeli kadın öldürüldü.
Gazze'de hem kadın hem de anne olanlar ise ayrı bir hayat mücadelesi veriyor. Her saat başı 2 annenin hayatını kaybettiği Gazze'de, on binlerce çocuk korumasız. Öte yandan sağlık ve hijyen koşullarındaki eksiklikler de en çok kadınları etkiliyor. Yaklaşık 50 bin hamile kadın, temel sağlık hizmetlerine erişemeden, anestezi ve sterilizasyonun olmadığı şartlarda doğum yapmak zorunda kalıyor. Nesma Barbakh da Gazzeli kadınlardan biri.
HAYATA TUTUNMA HİKÂYESİ
Gazze'den Türkiye'ye sığınan Nesma Barbakh'ın hikâyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde "mücadele" ruhunu en yalın haliyle gözler önüne seriyor.
Gazze'de Filistin Sorunu Dergisi'nde gazetecilik yapan ve Han Yunus Belediyesi'nde aktif görevler üstlenen Nesma Barbakh, Şifa Hastanesi'ndeki doktorların abluka altında kaldığı en karanlık günlerde, arkadaşlarıyla beraber çadırlar arasında mekik dokuyarak yardım götürdü.
TÜRKİYE BİZİM İÇİN UMUTTU
Altı çocuğuyla Gazze kapıları kapanmadan hemen önce zorlu bir yolculuğa çıkan Barbakh, Türkiye'ye ulaşmayı başardı. En büyüğü 20, en küçüğü 9 yaşında olan altı evladını güvenli bir limana ulaştırmak için mücadele veren Barbakh, bugün Ankara'da Kızılay ve sosyal hizmet merkezlerinin desteğiyle çocukları için yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor. Barbakh, "Türkiye bizim için bir umuttu, o umudun peşinden buraya geldik. Ama canımı orada, Gazze'de bıraktım" dedi. Barbakh'ın en büyük hayali ise çocuklarının okuluna devam edebilmesi ve tedavi süreçlerinin tamamlanması.