Emeklilikte sistem krizi! "Son fırsat'

Sosyal güvenlik sisteminde çanlar kimin için çalıyor? İsa Karakaş, emeklilik sistemindeki gizli tehlikeyi ve beklenen köklü değişikliği tüm çıplaklığıyla anlattı.

08 Şub 2026 - 23:52 YAYINLANMA

Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş, emeklilik sistemine ilişkin yıllardır yaptığı uyarıları bir kez daha hatırlattı. “Defalarca uyardım, bu son fırsat” diyen Karakaş, geçici zamlar ve taban maaş uygulamalarıyla sistemin ayakta tutulamayacağını ifade etti. Sosyal güvenlikte adalet ve sürdürülebilirliğin kaybolduğunu belirten Karakaş, köklü reform yapılmazsa emeklilikte krizin kaçınılmaz olacağını vurguladı.

Karakaş’a göre asıl kırılma noktası, 1999 ve 2008 reformlarıyla maaş hesaplama sisteminin kökten değiştirilmesi oldu. Aylık bağlama oranlarının düşmesi ve milli gelir artışının yeterince yansıtılmaması, emekli gelirlerinde ciddi erimeye neden oldu. Hazine destekleriyle sürdürülen “en düşük maaş” uygulaması ise sistemi sosyal yardım mekanizmasına dönüştürdü.

İsa Karakaş'ın bugün yayınlanan "Emeklilikte sistem krizi: yama tutmayan dengeler ve beklenen reform" yazısı şöyle:

EMEKLİLİKTE SİSTEM KRİZİ: YAMA TUTMAYAN DENGELER VE BEKLENEN REFORM

Emeklilik, yalnızca çalışanlar için değil, her bir vatandaşımız için hayati bir ehemmiyet taşır. Ancak ülkemizin emeklilik sistemi, son 80 yıldır yapılan sayısız müdahaleyle tam bir "çözümsüzlük yumağına" dönüşmüş durumdadır.

Özellikle seçim dönemlerinde, matematiksel gerçekler yerine siyasi vaatlerin ön plana çıkması, sistemin aktüeryal dengesini derinden sarsmıştır.

SİSTEMİ KİLİTLEYEN KIRILMA NOKTASI

Sosyal güvenlik sistemimizde düşük emekliliğe neden olan kırılma noktaları 1999 yılında ve  2008 yılında yapılan sosyal güvenlik reformları.

Zira her iki reformda Aylık Bağlama Oranlarının (ABO) düşürülmesi ve  2008 yılında ikinci reform zamanında emekli maaşı hesaplamasında milli gelir artışının sadece %30’unun dikkate alınması, maaşlarda ciddi bir erime başlattı. Bu durum, özellikle en düşük maaş alan kesimde bariz bir şekilde ortaya çıktı.

 

PALYATİF ÇÖZÜMLER VE "TAŞIMA SU" ETKİSİ

Yüksek enflasyon, kira ve gıda fiyatlarındaki önlenemez artış, emekliyi nefes alamaz hale getirdi. Sosyal sigorta tekniğine uygun köklü çözümler üretmek yerine, düşük kalan maaşlar Hazine destekleriyle "kamufle" edilmeye çalışıldı. Ancak bu yöntem, sistemin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramadı.

2019-2026 Yılları Arası En Düşük Emekli Maaşı Tablosu

Aşağıdaki tablo, sistemin nasıl bir "sosyal yardım" mekanizmasına dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde kanıtlamaktadır.

SORUN: "KÖK AYLIĞI" VE ADALETSİZ EŞİTLEME

2019'da 800 bin kişiyi kapsayan destekler, bugün 5 milyon kişiye ulaştı. Sisteme "kök aylık" gibi suni kavramlar dahil edildi.

Bugün gelinen noktada, asgari ücret üzerinden 3.600 gün prim ödeyen bir SSK'lı ile 9.000 gün prim ödeyen bir Bağ-Kur’lu aynı taban maaşı (20.000 TL) alıyor.

Bu adaletsizlik, şu sorunları tetikliyor:

·         Çalışma İsteğinin Kırılması: Sistemde uzun süre kalmak ve yüksek prim ödemek artık anlamsızlaştı.

·         Kayıt Dışı İstihdam: "Nasılsa aynı maaşı alacağım" algısı, sigortalı çalışmayı cazibesini yitirmesine neden oluyor.

·         Nimet-Külfet Dengesi: Çok primi olanla az primi olanın eşitlenmesi, sistemin adalet duygusunu infilak ettirmiştir.

 

ÇÖZÜM: KÖKLÜ REFORM VE SOSYAL ADALET

Sosyal güvenlik sisteminde 28 yılını harcamış, komisyonlarda görev almış ve bu alanlarda en çok eser üretmiş bir uzman olarak defalarca uyardım: Seçimsiz geçecek bu uzun dönem, sistemi masaya yatırmak için son fırsattır.

·  Palyatif değil, kalıcı çözüm: Son kez vaat edilen seyyanen zam sözünün ifasından sonra külfet-nimet dengesi gözetilmeden artık seyyanen zamlar ve geçici eşitlemelerden vazgeçilmelidir.
·        Prim günü odaklı sistem: Sigortalıların ödediği prim gün sayısı ve SGK’ya bildirilen kazanç miktarıyla orantılı bir maaş düzenine dönülmelidir.
·        Sürdürülebilirlik: Matematiksel temellere dayalı, siyasetten uzak bir aktüeryal denge kurulmalıdır.
·         Milli gelir hesaba katılmalı: Emekli maaş hesaplarında ve güncellemelerinde milli gelir artışları oranında maaşlara yansıtılmalıdır.
Hasılı Kelam; 5 milyona varan emekliyi kapsayan "en düşük maaş" uygulamasından vazgeçileceği ilan edildi. Oluşturulan yeni komisyonun gerçekçi çözümler üretip üretemeyeceğini hep birlikte göreceğiz. Unutulmamalıdır ki; adaletin olmadığı bir sistemde memnuniyet, taşıma suyla dönen bir değirmen gibidir; er ya da geç durur.
Ve tekrar üstüne basa basa hatırlatayım: "SGK Emeklilik Sistemi sosyal sigorta sistemidir. Bir sosyal yardım sandığı değil, ödenen emeğin ve alın terinin matematiksel karşılığı olmalıdır. Adaleti prim gününde değil, maktu artışlarda ararsak; sistemin geleceğini değil, sadece bugünü kurtarırız."
Kaynak :
TÜRKİYE GAZETESİ

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: