UTANIN! YİNE BAKIN, UTANIN!
Van’da yaşayan herkese sesleniyorum: Etrafınıza bakın! Bir kez değil, iki kez, üç kez bakın. Evimizin önüne, sokağımıza, kaldırımlara, yol kenarlarına, parklara, piknik alanlarına, Van Denizi’nin kıyılarına bakın. Sonra da kendimize soralım: Biz Van’a ne yapıyoruz?
Bir zamanlar eski Van’da temizlik bir kültürdü. Haneler sabahın erken saatlerinde kalkar, evin içini temizlemeden önce evinin önünden başlardı. Esnaf dükkânını açmadan önce önünü, çevresini süpürür, kendi mıntıkasını temiz tutardı. Kimse “Burası benim değil” demezdi. Çünkü sokak da mahalle de şehir de herkesindi.
Bugün ise nereye baksak içimizi acıtan bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Toz, toprak, çöp ve düzensizlik… Yol kenarları, kaldırımlar, boş alanlar, sokaklar; birçok nokta adeta çöplük görüntüsüne dönüşmüş durumda. Şantiye tozları her yere saçılıyor, ağaçların dalları ve yaprakları toz içinde kalıyor. Sanki şehir nefes almakta zorlanıyor.
Peki Van’a dışarıdan gelen ilk neyi görecek?
Tarihimizi mi? Doğamızı mı? Van Denizi’ni mi? Yoksa toz toprağı, çöpleri ve düzensizliği mi?
Van’ın imajını sadece reklamlarla güzelleştiremeyiz. Şehrin görüntüsü de Van’ın kimliğidir. Gelen misafir ilk olarak yaşadığımız çevreye bakar.
Elbette bütün sorumluluk vatandaşa ait değil. Belediyeler ve ilgili kurumların da temizlik, bakım, düzen ve şehir estetiği konusunda önemli sorumlulukları var. Vatandaş çöpünü yere atmayacak; kamu hizmeti yürütenler de ortak alanların temizliği ve düzeni için üzerine düşeni mümkün olan en iyi şekilde yapacak. Eksik gördüğümüz hizmeti eleştirmek de bizim hakkımızdır. Çünkü eleştiri düşmanlık değil, daha iyi bir Van talebidir.
Ama vatandaş olarak bizim de aynaya bakmamız gerekiyor.
Dondurmasını yiyip ambalajını yere atan, çikolatanın kâğıdını sokağa bırakan, piknik yaptığı alanı çöplük gibi terk eden, Van Denizi’nin kıyısını kirleten herkes biraz durup düşünmeli.
Utanın! Yine bakın, utanın!
Çünkü mesele sadece temizlik değildir. Mesele ahlaktır, görgüdür, vicdandır, gönül temizliğidir.
Kendimizi Müslüman olarak tanımlıyorsak temizlik konusunda daha hassas olmamız gerekmez mi? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) “Temizlik imanın yarısıdır” buyurduğu rivayet edilir. Yoldan insanlara eziyet veren bir şeyi kaldırmanın sadaka olduğuna ilişkin hadisler de vardır.
Öyleyse önce gönlümüzü temiz tutacağız, sonra çevremizi.
Temiz gönül, temiz ahlak, temiz davranış ve temiz çevre…
Bunlar birbirinden ayrı değildir.
Van’ın yalnızca sokaklarını değil, kötü imajını da temizlememiz gerekiyor. Düzensizliğe, kirliliğe, bakımsızlığa ve “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışına alışmayalım.
Hayır!
Böyle gitmek zorunda değil.
Van bizim evimiz.
O halde temizliğe başkasının kapısından değil, kendi kapımızın önünden başlayalım.
Esnaf dükkânının önünü temiz tutsun. Vatandaş çöpünü yere atmasın. Piknik yapan arkasında çöp bırakmasın. Van Denizi’ne giden sahili temiz bıraksın. Anne-baba çocuğuna çevre bilincini öğretsin. Belediyeler ve ilgili kurumlar da vatandaşın gördüğü eksiklikleri dikkate alarak temizlik, bakım ve şehir düzeninde daha etkin olsun.
Kimse diğerini beklemesin.
Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirsin.
Çünkü Van’ı yalnızca belediye temizleyemez.
Van’ı Vanlılar temiz tutar.
Ve unutmayalım: Bugün kirlettiğimiz sokaklar, yarın çocuklarımızın yaşayacağı sokaklar.
Bugün zarar verdiğimiz ağaçlar, yarın nefesimize ortak olacak ağaçlar.
Bugün kirlettiğimiz Van Denizi, yarın gelecek nesillerin mirası.
O yüzden son kez söylüyorum:
UTANIN!
Etrafınıza bakın.
Yol kenarlarına bakın.
Kaldırımlara bakın.
Çöplere bakın.
Toz içinde kalan ağaçlara bakın.
Van Denizi’nin kıyılarına bakın.
Ve sonra kendi kapınızın önüne bakın.
Temizliğe oradan başlayın.
Temiz bir Van için önce gönlümüzü, sonra kapımızın önünü temizleyelim.
Van’ın güzelliğini insan eliyle yok etmeyelim.
Van’ı hak ettiği temizliğe, düzene ve güzelliğe hep birlikte kavuşturalım.