Remzi Sarıkaya Paylaştı! Zayıflama İğnesi Kanseri Engeller mi?

Zayıflama iğnesi kansere yol açar mı sorusu yanıt buldu mu? Başhekim Remzi Sarıkaya, ASCO 2026 toplantısında sunulan ezber bozan araştırma verilerini paylaştı.

31 May 2026 - 17:23 YAYINLANMA
Remzi Sarıkaya Paylaştı! Zayıflama İğnesi Kanseri Engeller mi?

Zayıflama İğnesinde Kanseri Önleyen Veri

Yıllardır tartışılan "Zayıflama iğneleri kanser yapar mı?" sorusu tersine döndü. SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, ilacın metastaz riskini yarı yarıya azaltabileceğini gösteren verileri kamuoyuyla paylaştı.

SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Remzi Sarıkaya, tıp dünyasında geniş yankı uyandıran yeni bir araştırmaya dikkat çekti. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Sarıkaya, kamuoyunda zayıflama iğnesi olarak bilinen GLP-1 reseptör agonistlerinin kanser hastaları üzerindeki olumlu etkilerini aktardı. ASCO 2026 Yıllık Toplantısı'nda sunulan veriler, bu ilaçların sadece kilo kaybı sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda obezite ve kanser ilişkisinde yeni bir dönemi başlatabileceğini gösteriyor.

 

İşte SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Remzi Sarıkaya'nın yaptığı o paylaşım:

" Son günlerde zayıflama iğnesi olarak bilinen GLP-1 reseptör agonistleri ile ilgili oldukça dikkat çekici veriler gündemde. Özellikle yıllardır tartışılan “Bu ilaçlar kansere yol açar mı?” sorusu ve buna bağlı güvenlik endişeleri varken, metastaz riskini azaltabileceğine dair yeni bulguların ortaya çıkması doğal olarak büyük ilgi uyandırdı.

Peki gerçekten ne bulundu?

2026 Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Yıllık Toplantısı’nda sunulan önemli bir çalışmada, GLP-1 reseptör agonistlerinin obezite ile ilişkili bazı kanserlerde metastatik ilerlemeyi azaltabileceğine dair güçlü gerçek yaşam verileri paylaşıldı. Araştırmacılar, ABD’nin en büyük sağlık veri tabanlarından biri olan TriNetX sistemi üzerinden evre I–III kanser tanısı bulunan 12 binden fazla hastayı değerlendirdi.

Çalışmada GLP-1 reseptör agonisti kullanan hastalar, benzer özelliklere sahip DPP-4 inhibitörü kullanan hastalarla karşılaştırıldı. Böylece diyabet varlığı ve antidiyabetik tedavi kullanımı gibi faktörlerin etkisi mümkün olduğunca dengelenmeye çalışıldı.

Sonuçlar özellikle akciğer, meme, kolorektal ve karaciğer kanserlerinde dikkat çekiciydi. GLP-1 kullanan hastalarda metastatik hastalığa ilerleme riski yaklaşık %38 ila %50 oranında daha düşük bulundu. Akciğer kanserinde metastaz gelişme oranı %22’den %10’a, meme kanserinde %20’den %10’a, kolorektal kanserde %22’den %13’e ve karaciğer kanserinde %28’den %19’a geriledi.

Çalışmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise, tümör dokusunda GLP-1 reseptör ekspresyonu yüksek olan hastalarda daha iyi sağkalım eğiliminin gözlenmesiydi. Bu durum, söz konusu ilaçların etkisinin yalnızca kilo kaybı ile açıklanamayabileceğini ve doğrudan tümör biyolojisi üzerinde de etkileri olabileceğini düşündürüyor.

Peki bu etki nasıl ortaya çıkıyor olabilir?

Bugün için kesin cevabı bilmiyoruz. Ancak araştırmacılar birkaç olası mekanizma üzerinde duruyor. Bunlar arasında kronik inflamasyonun azaltılması, insülin direnci ve hiperinsülineminin düzeltilmesi, tümör mikroçevresinin değiştirilmesi, bağışıklık sisteminin antitümör yanıtının güçlendirilmesi ve metastatik yayılımı kolaylaştıran biyolojik yolakların baskılanması yer alıyor.

Son yıllarda GLP-1 agonistlerinin sadece kilo kaybı sağlamadığı; kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı, böbrek fonksiyonlarını koruduğu ve metabolik sağlığı iyileştirdiği gösterilmişti. Şimdi ise bu ilaçların onkoloji alanında da beklenmedik faydalar sağlayabileceği konuşuluyor.

Ancak bilimsel açıdan önemli bir noktayı unutmamak gerekir. Bu çalışma randomize kontrollü bir çalışma değil, gerçek yaşam verilerine dayanan gözlemsel bir analizdir. Bu nedenle GLP-1 kullanımının metastazı doğrudan azalttığını kesin olarak söylemek mümkün değildir.

Ayrıca kilo kaybının etkisi tam olarak ayrıştırılamamıştır. Gözlenen faydanın ne kadarının ilacın biyolojik etkisinden, ne kadarının kilo vermeden kaynaklandığı net değildir. Bunun yanında hastaların aldığı cerrahi, kemoterapi, immünoterapi ve radyoterapi tedavileri tamamen standart değildi.

Kullanılan GLP-1 ilacının tipi, dozu ve kullanım süresi gibi bilgiler de tüm hastalarda aynı ayrıntıda değerlendirilemedi. Ayrıca GLP-1 kullanan bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin daha iyi olması, takiplerinin daha düzenli yapılması ve tedaviye uyumlarının daha yüksek olması da sonuçları kısmen etkilemiş olabilir.

Yine de bu çalışma, GLP-1 reseptör agonistlerinin kanser progresyonu ve metastatik yayılım üzerindeki olası etkilerini ortaya koyan en dikkat çekici gerçek yaşam verilerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Kısacası, GLP-1 agonistleri için hikâye artık yalnızca kilo kaybı ve kan şekeri kontrolünden ibaret değil.

Kardiyovasküler koruma, böbrek sağlığı ve metabolik faydaların ardından, onkoloji alanında da yeni bir dönemin kapısını aralıyor olabilirler. Ancak bugün için bu sonuçları kesin kanıt olarak değil; umut verici, dikkat çekici ve daha ileri çalışmalarla doğrulanması gereken bilimsel bulgular olarak değerlendirmek en doğru yaklaşım olacaktır.

Kaynak :
VANDAHABER

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: