Düğünde altın takmayan akrabaya icra şoku!

Düğünlerde takılan takılar karşılıksız birer hediye midir, yoksa günü geldiğinde mutlaka iade edilmesi gereken zorunlu bir borç mu? Uzmanları dahi şaşırtan olay sonrası gözler hukukçulara çevrildi. Peki, böyle bir dava gerçekten mümkün mü? İşte detaylar.

26 Şub 2026 - 12:48 YAYINLANMA
Düğünde altın takmayan akrabaya icra şoku!

HUKUKÇULAR UYARDI: O DETAYI ATLAYAN YANDI

Türk toplumunun nesillerdir değişmeyen bu geleneksel "takı tartışması", Kayseri'de yaşanan akılalmaz bir olayla ilk kez icra dairelerine taşındı. Akrabasının düğününde taktığı çeyrek altının kendi düğününde geri gelmemesi üzerine harekete geçen bir vatandaş, başlattığı icra takibiyle akrabalar arası ilişkilere yepyeni bir hukuki boyut kazandırdı.

Düğün ve sünnet merasimlerinde takılan takılar, Türk geleneklerinde genellikle karşılıklı bir dayanışma, yani "iade edilmek üzere verilen bir borç" olarak görülür. Ancak bu yazılı olmayan kuralın ihlal edilmesi, bir icra takibine konu oldu. Kayseri'de yaşanan olay, emsal niteliğindeki detaylarıyla hukuk dünyasında da geniş yankı uyandırdı.

OLAY İCRAYA TAŞINDI

Olayın temeli, yıllar önce yapılan bir düğüne dayanıyor. Kayseri'de yaşayan bir vatandaş, akrabasının mutlu gününde adetler gereği çeyrek altın taktı. Ancak zaman geçip kendi düğün günü geldiğinde, söz konusu akrabasının ne merasime katıldığını ne de herhangi bir takı gönderdiğini fark etti.

Bu durumu sadece kişisel bir kırgınlık olarak bırakmak istemeyen vatandaş, konuyu yargıya taşıdı. Taktığı altının aslında "karşılıklılık esasına dayalı bir hibe" olduğunu savunan şahıs, Kayseri Genel İcra Dairesi'ne başvurarak resmi icra takibi başlattı. Gönderilen ödeme emrinde, geçmişte takılan o çeyrek altının güncel piyasa değeri üzerinden iadesi talep edildi.

7 GÜNLÜK SÜRE DETAYI

Hukuki süreçteki en can alıcı nokta ise karşı tarafın hamlesizliği oldu. İcra takibi tebliğ edilen akraba, yasal süre olan 7 gün içinde dosyaya herhangi bir itirazda bulunmadı. İtiraz edilmemesi üzerine borç hukuken kesinleşmiş oldu. Duruma sessiz kalan akraba için yapılacak bir şey kalmazken, icra dairesi çeyrek altının güncel bedelini borçludan tahsil ederek hak sahibine ödedi.

UZMANLAR NE DİYOR?

Gündeme oturan bu olayın ardından gözler hukukçulara çevrildi. Hukuk dünyasında düğün takılarının niteliği konusunda "iade edilecek sosyal borç" ve "karşılıksız hediye" olmak üzere iki farklı görüş bulunsa da, kanunların ve yüksek yargının tavrı oldukça net.

Konuyu değerlendiren uzmanlar, mevcut hukuki durumu şu sözlerle özetliyor:

Türk Hukuku’nda düğünde takılan altınlar kural olarak bir bağışlama, yani hibe statüsünde kabul edilir. Yargıtay kararları da bu konuda açıktır; takılan ziynet eşyaları, kimin taktığına bakılmaksızın doğrudan gelinin kişisel malı sayılır.

Kısacası, Kayseri'deki bu ilginç olayda altının tahsil edilebilmesini sağlayan temel detay, hukuki bir emsal karardan ziyade tamamen prosedürel bir ihmaldi. Karşı tarafın, kendisine tebliğ edilen resmi icra takibine yasal süresi içinde itiraz etmeyi unutması veya ihmal etmesi sürecin seyrini değiştirdi.

Yasal süre içinde herhangi bir itiraz gelmediği için borç otomatik olarak kesinleşti ve olay, takının hibe mi yoksa borç mu olduğu şeklindeki hukuki bir tartışmaya girilmeden doğrudan altının iadesiyle sonuçlanmış oldu.

Kaynak :
YENİ ŞAFAK

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: