Başhekim Sarıkaya,'dan Van’da Gündem olan Sokak Lezzetleri İçin Flaş Öneri
Van'da bayram öncesi sokaklarda yaşanan seyyar satıcı krizi büyüyor. Van SBÜ Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, şehirde çok konuşulacak bir çözüm sundu.
Nostalji mi, Sağlık Riski mi?
Van’da her bayram dönemi benzeri yaşanan sokak yoğunluğu, bu yıl sosyal medyanın ve kent gündeminin ilk sırasına yerleşti. Vatandaşların bir kısmı bu görüntüleri eski mahalle kültürünün ve geleneksel yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak kontrolsüz büyüyen bu durum, kent estetiği ve hijyen açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Gelişmeleri yakından takip eden Van SBÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Van haberleri gündemine bomba gibi düşen açıklamada Sarıkaya, meselenin sadece birkaç tezgâhtan ibaret olmadığını vurguladı.
Başhekim Sarıkaya: "Kontrolsüzlük Özgürlük Değildir"
Başhekim Sarıkaya, sokakta pişen yemeklerin ve geleneksel ürünlerin toplumda bir hafıza karşılığı olduğunu kabul etti. Ancak romantik nostalji ile kamusal gerçeklerin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Doç. Dr. Sarıkaya, açıklamasında şu kritik uyarılarda bulundu:
-
Gıda Güvenliği: Denetlenmeyen alanlarda saklama koşulları yetersizdir.
-
Sağlık Riskleri: Çapraz bulaş riski ve kalitesiz su kullanımı toplum sağlığını tehdit eder.
-
Kamusal Denetim: Belediye ve ilgili kurumların sürekli sahada olması gerekir.
Van’da Seyyar Satıcı Tartışması
Sosyal medya hesabında bir açıklama yapan başhekim şunları dile getirdi:" Bayram arifesinde Van sokaklarında ortaya çıkan görüntüler son iki gündür sosyal medyada ve şehir gündeminde yoğun şekilde tartışılıyor. Ancak mesele aslında yalnızca birkaç seyyar tezgâhın ya da sokak lezzetlerinin tartışılması değildir.
- Bu tartışma; şehir kültürü, aidiyet duygusu, ekonomik hayat, geleneksel yaşam biçimi ve kamusal denetim arasında kurulması gereken hassas dengeyi yeniden gündeme taşımaktadır. Birçok insan bu görüntülere bakınca geçmişin mahalle kültürünü, eski çarşıları, sokakta pişen yemeklerin samimiyetini ve kaybettiğimiz sosyal dokuyu hatırlıyor.
- Doğrudur; modern hayatın tekdüzeliği içerisinde insanlar artık daha sıcak, daha doğal ve daha “bizden” olan şeylere özlem duyuyor. Sokakta kaynayan bir kazan, taş fırından çıkan bir yemek ya da geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürünler toplumda karşılık buluyor. Çünkü bunlar yalnızca yiyecek değil; bir kültürün, bir hafızanın ve bir yaşam biçiminin parçasıdır.
- Ancak romantik bir nostalji ile kamusal gerçeklik birbirinden ayrılmalıdır. Bugün özellikle kontrolsüz biçimde ortaya çıkan bazı görüntüler, beraberinde ciddi sağlık ve güvenlik risklerini de taşımaktadır. Gıda güvenliği, hijyen, kullanılan suyun kalitesi, saklama koşulları, çapraz bulaş riski ve üretim ortamlarının uygunluğu; göz ardı edilebilecek meseleler değildir. T
- oplum sağlığı söz konusu olduğunda “iyi niyet” tek başına yeterli olmaz. Çünkü denetlenemeyen her alan zamanla risk üretir. Bu nedenle meseleye tamamen yasakçı ya da tamamen sınırsız özgürlükçü bir bakışla yaklaşmak doğru değildir. Belki de yapılması gereken; bu kültürü koruyarak onu kayıt altına almak, düzenlemek ve sürdürülebilir hale getirmektir. Kendilerine ait, hijyen standartları belirlenmiş, belediye ve ilgili kurumlar tarafından düzenli denetlenen geleneksel sokak lezzetleri çarşıları oluşturulabilir. Böylece hem insanlar kendi kültürünü yaşatır hem de toplum sağlığı korunmuş olur.
- Dünyanın birçok şehrinde bunun başarılı örnekleri vardır. Örneğin Singapur’da dünyaca ünlü “Hawker Centre” sistemi ile sokak lezzetleri belirli merkezlerde toplanmış, hijyen puanlaması ve düzenli denetim zorunlu hale getirilmiştir. Böylece hem kültürel doku korunmuş hem de toplum sağlığı güvence altına alınmıştır.
- Bangkok’ta ise yıllarca kontrolsüz büyüyen sokak lezzeti alanları zamanla trafik, hijyen ve güvenlik tartışmalarına neden olmuş; ardından belediye kontrollü “street food zones” uygulamasına geçilmiştir. Gaziantep örneğinde ise geleneksel lezzetler belirli çarşı kültürü içerisinde korunarak gastronomi turizmine dönüştürülmüş, şehir ekonomisine ciddi katkı sağlanmıştır. Aslında mesele sokak lezzetlerine karşı olmak değil; onları kültürel değer olarak korurken denetlenebilir, güvenli ve sürdürülebilir hale getirebilmektir.
- Çünkü kontrolsüz büyüyen her yapı zamanla risk üretirken, doğru planlanan her kültürel alan şehrin marka değerine dönüşebilir. Değerlerimizi korumak sadece onları yaşatmakla değil, aynı zamanda doğru şekilde geleceğe taşımakla mümkündür. Bugün Van’ın ihtiyacı olan şey; kendi kültüründen utanmak değil, onu medeni, güvenli ve denetlenebilir bir sistem içerisinde yeniden inşa etmektir.
- Gelenek ile modern denetim mekanizması birbirinin düşmanı değildir. Tam tersine, biri diğerini yaşatır. Unutmamalıyız ki; Kontrolsüzlük özgürlük değildir. Denetim ise yasak değil, toplum sağlığının teminatıdır."
İLGİLİ HABERLER
- Van haberleri
- Doç. Dr. Remzi Sarıkaya.
- Van sokak lezzetleri
- seyyar satıcılar
- sokak lezzetleri çarşısı