İslam Hukuku Perspektifinden Şehirlerin Estetiği
İslam hukukunda şehirler, yalnızca insanların barındığı fiziki mekânlar değil; aynı zamanda emanet bilinciyle korunması gereken, adalet, düzen ve güzelliğin tezahür ettiği yaşam alanlarıdır.
Kentler, insanın yeryüzündeki halifelik sorumluluğunun somutlaştığı mekânlar olarak estetik, ahlaki ve toplumsal değerlerin iç içe geçtiği yapılardır. Bu bağlamda şehir estetiği, yalnızca görsel bir düzenleme değil; insan onurunu, toplumsal huzuru ve çevresel dengeyi gözeten bütüncül bir anlayışın ürünüdür.
İslam düşüncesinde estetik, “ihsan” kavramıyla yakından ilişkilidir. İhsan; yapılan her işin en güzel, en doğru ve en ölçülü biçimde yapılmasını ifade eder. Bu ilke, şehirlerin planlanmasından mimarisine, kamusal alanların kullanımından çevrenin korunmasına kadar tüm kentsel süreçlerde belirleyici olmalıdır. Şehir estetiği, bu yönüyle hem kul hakkını hem de kamu hakkını ilgilendiren bir meseledir.
Mimari ve İmar Anlayışı
İslam hukukunda mimari, ölçü, denge ve başkasına zarar vermeme ilkeleri üzerine kuruludur. Binaların yüksekliği, biçimi ve yerleşimi; komşunun güneşini, havasını ve mahremiyetini ihlal etmeyecek şekilde planlanmalıdır. İmar faaliyetleri, sadece ekonomik kazanç gözetilerek değil; maslahat (kamu yararı) ve adalet ilkeleri doğrultusunda yürütülmelidir. Tarihi ve kültürel mirası yok sayan, kentin hafızasını silen yapılaşma anlayışı, İslam’ın emanet bilinciyle bağdaşmaz.
Kamusal Alanlar ve Toplumsal Adalet
Meydanlar, parklar, yollar ve ortak kullanım alanları, İslam hukukunda herkesin eşit şekilde faydalanabileceği ortak emanetler olarak görülür. Bu alanların bakımsız bırakılması, işlevsizleştirilmesi ya da belli grupların kullanımına tahsis edilmesi, mekânsal adalet duygusunu zedeler. Kamusal alanların estetik, temiz ve erişilebilir olması, toplumda kardeşlik ve aidiyet bilincini güçlendirir.
Doğa, Peyzaj ve Çevrenin Korunması
İslam, doğayı insanın hizmetine verilmiş bir emanet olarak tanımlar. Ağaçların korunması, yeşil alanların artırılması ve su kaynaklarının temiz tutulması, yalnızca estetik değil aynı zamanda dini bir sorumluluktur. Şehirlerin muhtelif yerlerinde bulunan molozlar, çöpler ve hafriyat alanları; hem çevreyi kirletmekte hem de kentin estetik ruhunu zedelemektedir. Bu durum, “zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur” ilkesine aykırıdır.
Işık, Renk ve İsraf Yasağı
İslam hukukunda israf yasaklanmıştır. Bu ilke, şehir aydınlatması ve renk kullanımında da geçerlidir. Rastgele yerleştirilen, gereğinden fazla ve düzensiz aydınlatmalar hem ışık kirliliğine yol açmakta hem de görsel bütünlüğü bozmaktadır. Ölçülü, amaca uygun ve estetik kaygı taşıyan aydınlatma anlayışı, İslam’ın denge ve itidal ilkesine uygundur.
Temiz Havanın Korunması
Hava kirliliği, İslam hukukunda doğrudan canın korunması (hıfzun-nefs) ilkesiyle ilişkilidir. İnsan sağlığını tehdit eden her türlü çevresel ihmal, kul hakkı ihlaline dönüşmektedir. Şehir havasının temiz tutulması, bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur ve çevre bilincinin yaygınlaşmasıyla mümkündür.
Gürültü Kirliliği ve Huzur Hakkı
Son yıllarda şehir merkezlerinde artan sokak düğünleri, eğlence faaliyetleri ve yüksek sesli organizasyonlar, bireylerin huzur hakkını ihlal etmektedir. İslam hukukunda başkalarını rahatsız etmek haram kabul edilmiştir. Gürültü kirliliği, yalnızca estetik bir sorun değil; aynı zamanda ahlaki ve hukuki bir problemdir.
Estetik, Aidiyet ve Toplumsal Bütünlük
Şehir estetiği, bireylerin kentle kurduğu bağı güçlendirir ve kentlilik bilincini artırır. Estetikten yoksun bırakılmış, ihmal edilmiş mahalleler; toplumsal dışlanmayı ve ayrışmayı derinleştirir. Bu durum, İslam’ın eşitlik ve adalet anlayışıyla bağdaşmaz. Her bireyin temiz, düzenli ve estetik bir çevrede yaşama hakkı vardır.
Sonuç olarak İslam hukukuna göre şehir estetiği, bir süsleme faaliyeti değil; insan, toplum ve çevre arasında kurulan ahlaki bir dengedir. Şehirler, tıpkı insanlar gibi canlı bir kimliğe ve ruha sahiptir. Bu ruhun korunması, maddi olduğu kadar manevi bir sorumluluktur. İslam’ın insana ve çevreye verdiği değer, estetik duyarlılıkla birleştiğinde; daha adil, daha huzurlu ve yaşanabilir şehirlerin inşası mümkün olacaktır.
Dr. Medeni ŞAVLI
Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Üyesi