Nevzat Gün
  30-09-2017 19:17:00

Fon Savaşları

Oluşan kriz dönemlerinde en çok konuşulan konu borsa, faiz ve döviz olmuştur.

Eskiden savaşçı olarak yetişmiş, yetenekli komutanlar askerleriyle dünyaya hükmederlerdi. Her birinin kendi dönemlerin şartlarına uygun silahları, stratejik taktikleri/hileleri vardı. Hazırlıklı olan ve güçlü olanlar diğer kesimler üzerinde hükümranlığını devam ettirmişlerdir. Ve bazen de “Nice az topluluklar nice çok topluluklara galip gelmiştir.”

 

 

Günümüzde de milli, dini, ideolojik nedenlerle kurulmuş devletler askeri güçlerinin yanında etkili olarak kullandıkları başka yeni teknik ve taktiklerde kullanmaktadırlar, bunlardan biri de ekonomi ve bu ekonomi sadece üretim, ticaret, banka/borç/kredilendirerek bölüşmeden ibaret değil. Fonlar aracılığı ile tasarruflarınızı uzman eliyle yatırıma dönüştürebilirsiniz

 

 

Fonun büyüklüğü yatırımcı sayısına, gücü ise yatırımcının yatırım yaptığı miktara bağlıdır. Fon yöneticileri bu konularda yetişmiş uzmanlardan oluşur ve kazandırdıkları sürece var olabilirler. Kazandıkça yeni yatırımcılar bu fon ordusuna katılır. Bu fonlar yatırım yapabilecekleri her ortamı değerlendirirler ve dünyayı dolaşırlar. Böylece legal yolardan, fonlar aracılığı ile bir ülkenin ve vatandaşlarının birikimleri diğer ülkenin ve vatandaşlarının hesabına geçer. Fonlara yatırım yapan yatırımcıların birikimleri düzenli olarak artar ve gelirden pay alarak büyümeye devam ederler.

 

Günümüzdeki Kurulan uluslararası gezen fonları bir orduya benzetebiliriz. Daha çok kazanmak içi yatırım yapma isteği, ganimet elde etmek için yağmalama yapan korsanlardan çok farklı değil. Bu yağmalamalar bazen askeri operasyonlarla bazense fonların aracılığı ile yapılır. Bir ülkeye döviz bozulmak suretiyle girilir döviz bollaşır ve düşmeye başlar, Faiz, bono, tahvil, borsada yatırım yapılır, uygun zamanda çıkılır ve o ülkenin küçük yatırımcıları, hatta şirket, banka ve hazine/devlet mağdur/yağma edilir. Ülke krize uğratılır, panik oluşur, döviz ve faizler yükselir, borsa düşer ve bu düzenli aralıklarla devam eder. Operasyon yapılan ülkelerin küçük yatırımcısının yanında, yerli siyaset, sanayici, esnaf ve aileler küçültülür, kendi kendilerine yetmeleri, uluslararası rekabet etmeleri imkânsızlaştırılır.

 

 

Bu durumun dengelenmesi için ülkeye giren yabancı fonlara denk yerli fonların oluşturulması olabilir ki bu sayede alternatif fonlar yaptıkları yatırımlarla denge unsuru oluşturarak, etkiyi azaltırlar ve her fonun gelip kriz oluşturup gitmesine engel olabilir.

 

Fonların sihirli bir değneği yoktur, akılcı yatırım yaparlar, lakin bu fonların kazanmasında oluşturulan tozpembe ortamlar ve ardından üçüncü dünya savaşı çıkmışçasına oluşturulan algılar çok önemli rol oynar. Bu oyun haber akışı, haberlerin sunuluş şekli ile birlikte paralel olarak hareket eder.

 

Fonların yatırım yapması için öncü birlik olarak kredi derecelendirme kuruluşları kurulmuş ve bu kurumların hazırladıkları raporlara göre fonlar dünya yatırım haritasını belirlerler. Yatırım haritası sürekli değişir.

 

Maalesef gelişmemiş, az gelişmiş, gelişmiş ülkelerin hepsi bu fonların kendi ülkesine gelmesi uzun süreli yatırım yapması için uğraşır, oluşturulan sistemle buna mecbur bırakılmış durumdalar.

 

Fonların kısa süre kaldıkları yerler istikrarsız, uzun vadeli yatırım yaptıkları yerler istikrarlı olarak algılanır. Farklı yatırım seçenekleri geliştiren fonlar, her türlü ortamda da kazanabilecekleri şekilde portföyler oluştururlar. Bu fonların getirileri yöneticilerinin stratejik taktiklerine bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.

 

İşbirliği yapıldığı sürece fonlar gelir, silah satıldığı sürece tüccar gelir, iltifat ve kredi derecelendirmeyle not artışı gelir.

 

Fonların ummadıkları gelişmelerde olabilir ancak uzun vadeli yatırımcılardan oluşan paraları yönettikleri için bazen olumsuz haberlere kulak tıkarlar, yatırım yaptıkları yerde kalmaya hatta yatırımlarını beslemeye devam dahi edebilirler, diğer düşen piyasalardan ayrışarak o bölge/ülke yatırımcı çekmeye devam edebilir. Lakin bu bölge için henüz kimsenin bilmediği siyasi ve ekonomik alanda başka bir plan/beklenti vardır…

Yâda tam tersine normal gözüken piyasanın altına yakılan ateş yavaş yavaş ısıtılır, fon kaçışları çoktan başlamıştır, nedenlerin anlaşılması her kafadan çıkan yorumlarla anlaşılamaz hale gelir/getirilir, planlanan olduğunda ise iş işten geçmiş o bölgeye demokrasi getirmek için askeri operasyon başlatılmış olabilir. Bu tüccar ve fonlarla alınanın ardından fonlarla alınamayanların alınmasına yönelik bir başka operasyondur. Fonların bu operasyonun oluşmasında “Truva Atı” olarak kullanıldığını hiçbir ekonomistin ağzından duyamazsınız, zira bu ekonomistleri yetiştirenler, olaya nasıl bakması gerektiğini öğretenler yine onlardır.

 

Şimdi gelelim asıl soruya;

Kaç kişi doktor, mühendis haricinde; “Fon Yöneticisi” olmak istiyor?

Kaç ebeveyn çocuğunun “Fon Yöneticisi” olması için hayal kuruyor?

 

Üniversitedeki hocalarımız;

Ekonomik bağımsızlığa, sömürüye, sömürgeciliğe, yetiştirdiklerimize yada eğitemediğimiz ekonomistlerimize, geleceğimize birde bu açıdan bakabilir miyiz?

Bireysel yatırımcılarımızın yapması gereken;

Yerli fonları inceleyiniz, BES’te %25 devlet katkısı mevcut, tasarruflarınızı yerli fonlara yatırım yaparak değerlendiriniz,

Fonda bulunan yatırımcılarımız;

Hazır devlet katkısı fırsatı varken, katılım miktarlarını arttırabilirler...

  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI