Mustafa Işık
  13-01-2019 07:45:00

Ararat’a öykü

I

 

Savruk yelesiyle dörtnala uçarı

sağrısı köpükten ak kısraklar

ölüm şaklar kırbaç şafağında

ararat’ı gözlerinden öperdi

 

vakit zemheri, uzanırdı bir el

kan damlardı felek sarnıcından

eski zamandan masal okunurdu

dağın gövdesine yol olur nehirler

salınırdı ak sarılarla nergisler

en güzel türkü dağa yakılırdı

 

bir dağ nasıl uyanılır, bilemem

neresinden öpülürdü beyaz at

seyyahın kavli şaha kalkınca

vedalar utanırdı sahibinden

her ölen doğumun habercisiydi

her kadın biraz Gülbahar’dı.

 

II

 

Bu dağ bir sevdanın adıdır, ah!

her âşık benzediği dağa yürür

yasına ağlayan dağlar piri, ey

beni de bin âşığından biri kıl

hele sorun kuşların haykırışına

gökyüzü hâlâ mavi midir

 

suyun sesine konan ay şavkı

seni çıkardım seslerin içinden

bilmez misin, âşığın kalesinden

böyle kolay mı geçilir

 

ararat’ım ‘ah’la geceyi içen eşkıya

henüz aşılmamış dağ doruğuyum

seherle doludur kaval çığlığım

güneş, vakitsiz gitmeme şahittir

 

eski zamandan dilsiz âşığım

yaslı kalbimle seni her bahar

papatya kokusu kadar özlerim

gel de beni yokluğuna alıştır.

 

Mustafa IŞIK

  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI