Hüzün Çiçeğine Yazılan En Güzel şiir

Her yıl bahar mevsiminde açan ve kısa süreli ömrü ile bilinen bölgenin büyüleyici çiçeği olan Ters Lale çiçeği haber olmaya devam ederken Av. Zahir Soğanda o çiçeği dair müthiş bir yazı kaleme aldı.
 Tarih: 10-05-2021 22:51:04
Hüzün Çiçeğine Yazılan En Güzel şiir

Doğu Anadolu bölgesinin dağlık bölgelerinde, özellikle de Van, Hakkari gibi kentlerde yetişen ve halk arasında 'ağlayan gelin', 'hüzün çiçeği' gibi adı adlarla anılan ters laleler görsel şölen oluşturmaya devam ediyor.

 

Bu mevsimde kentin dört bir yanında muhteşem manzaralar oluşturan ters lale çiçeği haberle ve eşsiz doğa fotoğraflarına konu olmaya devam ederken, Av. Zahir Soğanda bu çiçek ile ilgili muhteşem bir yazı kaleme aldı. Ters Lale'ye dair geniş kapsamlı ve şiir tadında bir yazı kaleme alan Soğanda, yolu Van'dan geçmiş ve kentte iz bırakmış isimlerle donattığı yazısında Ters Lale'nin kısa ama anlamlı hikayesini anlattı.

 

İşte Av. Zahir Soğanda tarafından kaleme alınan o yazı...

 

HÜZÜN ÇİÇEĞİ/TERS LALE

Adın ne senin?

Bazen ‘Ters  Lale’ derler sana;

Bazen  Küsen Gelin...

Yoksa “güldexhun” mu derler sana?

Daha yeni doğdun; neden gidersin, niçin ağlarsın?

Ağlayanın yok, sana ‘Ağlalayan Gelin’ derler.

Söyle bana adın ne senin?

Söyle bana ‘boynu bükük’ çiçeğim!

Neden ömrün kısa, niye yere bakarsın?

Kimden çekinirsin ,

kime kırgınsın,

Gözlerime neden bakmazsın ?

Güzelliğine nazar mı değecek?

“Çarmıha” mı gerildi hayallerin?

Yine Meryem misali,

Kadife yaprağında boncuk boncuk çeşmini akıtırsın toprağıma...

Van Gölü’nün mavisi mi nazar eyledi  sana?

Artos’un kar beyazını mı kıskandın?

Tuşba’ın güneşine mi kamaştı gözlerin?

Yoksa can dostum “Tek Göz’ümün” bakışı mı dokundu sana?

Söyle be lalem!

Söyle bana ağlayan gelinim!

Neden doyasıya baktırmazsın güzelliğine?

Asırlardır “hüznün sembolüsün”, bilirim.

Gönlüne kor ateş ne çabuk düşer ki yanarsın da yanarsın?

İhanetle fırtınalı dalgaların yuttuğu “Gevaşlı Çoban” aşkına dayanmaz mısın ki,

Her doğuşun hayal gibi ?

Yoksa kendisiyle savaşan destanlarını  mı duyarsın dengbejlerden?

Yorgun doğarsın sen yorgun lalem!

Doğduğun topraklara misafir misin ki,

Bir yolcu gibi konarsın Vesta’na.

Bari Vestan’da dinlendin mi?

Yârine fistan aldın mı ki gidersin böyle vedasız?

Yârine fistan yakıştı mı lalem?

Yoksa sen de mi her dem bir “ah” çekersin derinden;

“Yâre fistan yakışır; ah bir giyse üstüne” diye feryat edersin.

Bekle biraz; dur bekle, bari sen bekle!

Zaten gelen gidiyor .

Olan da göç  yolunda.

Bilirim yalnızlığını, sen de benim gibisin.

Asırlardır kök salanım olmadı.

Her asır istilaya uğramış ben gibisin.

Hep başıboş, yapayalnız gezerim diyarında.

Bu sene bende varolana, bir daha rastgelmedim.

“Yılkı atlarına” biner gibi neden böyle gidersin?

Böyle mahçup, böyle başın eğik utangaçsın “hüzün çiçeğim”.

Yakma ciğerimi, gözlerime bak, ağlama sen!

Bir “zaviyede” mürşidine varamamış aşık gibisin.

“Nehri’de”, “Arvas’ta” bir de “Zevı’de” gördüm ağlarken seni.

Onların ulaştığı bekaya varmak mı gayen,bu kadar acele eylersin hüzün çiçeğim?

Bak anladım ben seni; mazim gibisin.

Menziline varamadan; Halime Hatun’nun yanında mezara gömülen Kâbe yolcusu  var ya;

Onlara mı ağlarsın sen ey lalem!

Yoksa kabrinde rahat bırakılmayan mezar taşını mı gördün denizinde?

Deniz ötesindeki adaşın Zeve’de muradına ermeden yedi kat göklere kanatlanan masum

eli kınalı gelinler gibisin...

Ben ağladım, sen ağladın, Zeve ağladı.

Banisi Sadi Şirazı söyledi; hep beraber ağladık...

Kuskunkıran boranı korkuttu; kırdı heyallerini.

Korkma! Bak bahar yelidir yaprağını okşayan.

Tan yeri ağarınca Başet Dağı’ında; zirvende Said’tir, hakikati söyler.

Adiyy bin Müsaffir’i misafir etmiş gibisin; “kırk cengaveri” ağlatma yeter!

Var mi ki dünyada eşin emsalin, hüsnün Yusuf’tur, cihanı değer.

Gezdim elleri, gördüm dünyayı;

İrem bağından alırsın rengini.

Ağlama sen ağlayan  gelinim!

Aşkına şarkı söyler  kuşlar.

Kuşlara ders veren “Feqiyê Teyran”  her dem avaz eyler;

“Ey av u av!” diyen şiirleri ses verir cennetten gelen nehirlerinde.

Uğrunda binlerce can veren pervanen var;

Yamacında sevdana nöbet tutan

ölümsüz  “Ahlatlı Osman” civanların...

Neyse sen uyu, belki gelecek sene yine bir ömre bedel bir tadımlık oluruz misafir.

Sultan-i Yekpa’da “zernebat”suyundan içer, yorgunluk gideririz.

Kara Hayal Dağı’nda, Şems-i Hayal’i ziyaret eder, güneşin doğuşuyla hayale dalarız.

Çelebibağ’da Ercişli Emrah ile Selvihan’a selam dururuz; hasret türküleri söyleriz.

Süphan eteklerinde Xecê ile Siyabend’de gözyaşı dökeriz.

Belli mi olur belki yine dertleşiriz ters lalem!...



KAYNAK: ŞEHRİVAN GAZETESİ

  Editör: Vandahaber
  YORUMLAR 1 Yorum YORUM YAP
Nurullah kurman 11-05-2021 01:17:00

Sayin Baskanim Yüreğinize, kaleminize sağlık.

  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI