Bugun...


Prof. Dr. Şakir Gözütok


facebook-paylas







Akıl ne kadar gerekli?
Tarih: 09-09-2017 09:34:00 Güncelleme: 09-09-2017 09:34:00


“Akıldan daha faydalı servet, cehaletten daha zararlı fakirlik yoktur” buyurur Hz. Ali. Akıl, Arapçadan geçmiş dilimize, sözlük anlamı bir şeyi bağlamak demek. Develeri avluya bağlamak için kullanılmış bu kelime. Bilgiler ve eşyalar arasındaki münasebetleri birbirine bağlama yeteneğinden kinaye, insanlara akıllı denilmiştir. Bu yüzden Ragıb el-İsfehanî, aklı, doğrudan ilim olarak tarif eder. Lisanu’l-Arab adlı lügat, heva ve hevesine uymaktan nefsini zapt edip yani nefsini bağlayan kimse için akıllı denildiğini söyler. Dolayısıyla insanı, hayvanî arzulardan koparıp onu değerler manzumesi haline getiren bir nimettir akıl.

 

Aklın, zekâyla da yakın ilişkisi vardır. Zekâ bir yanardağdır. Süslü ve ağdalı birkaç cümleyle eğlendiremez, basit mantık oyunlarıyla teskin edemezsiniz. O sürekli çağlayan bir lav seli, her boşluğu doldurmaya ve her şüpheyi yakmaya çalışan bir alev, bir alazdır. Akılla birlikte iş gördüğünde, muhakeme gücünü oluşturur. Akıl ve zekâ bir bıçağa benzerler, işledikçe keskinleşir.

 

Pascal, insanın varlıklar içinde ayakta durmasını ve güçlü oluşunu aklına borçlu olduğuna işaret eder ve der ki: “İnsan, güçsüz bir kemik yığınından ibarettir;  ancak bu yığın düşünce gücüne sahiptir. Öyle ki, kâinat onu ezim ezim ezse yine de o kendisini ezenden daha güçlüdür. Çünkü o, kendisinin ezildiğini bilir. Hâlbuki onu ezen tabiat, kendisiyle ilgili hiçbir şeyin farkında ve şuurunda değildir.”

 

İnsanlar, düşünme ve akletme melekeleriyle mahlûkatın sultanı. Her canlı beslenir ve ürer; bazı canlılar hareket de ederler. Ancak aklın saltanatını sürme imtiyazı bizlere ait. Bu yüzden halimizden memnunuz. “Tabiatta insanlara adil olarak dağıtılan tek şey akıldır; çünkü kimse kendine verilen paydan şikâyet etmez”der Montainge ve şunu da ekler: “Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendi aklımızla akıllı oluruz.”

 

Her insan akla sahip, ancak aklını kullanma imtiyazı herkese nasip olmaz. Bu yüzden “akıllı kimse, hayır ve şerri bilen değil; iki şerden hayırlı olanı bilendir” buyurur Hz. Ömer. Akıllı kimse, kendine faydalı olabileni seçen, istikbalini düzenleyebilen kimsedir. Geleceğin inşası sağlam bir idrak ve düzgün bir akılla mümkündür.

 

Endülüslü âlim İbn Abdirrabbih, “bir şey öğrenmeyen akıllı kimse, akılsız biri gibidir” der. Zira aklın hammaddesi bilgi ve ilimdir. Oysa akıl servetini kullanamayan nice akıllı geçinenler vardır. Henri Bergson, “varlıkların içinde yegâne akıllı varlık olan insanoğlu, aynı zamanda akılsız varlıklara tapan yegâne varlıktır da” demektedir. 

Akıl tutulması, güneş tutulması gibi her zaman sakin ve eğlenceli değildir; akıl tutulmasının eğlenceli yönü olsa bile çok korkunç sonuçları da olur. İşte insanın ve dolayısıyla aklın, zincirler içinde kaldığına ironi bir örnek: Cahiliyede iki kez Hac gitmiş ve sonra Müslüman olmuş, ancak Resulullah’ı görme şerefine nail olamamış zatlardan biri olan Abdurrahman en-Nehdî anlatıyor: “Cahiliye döneminde taştan putlara tapardık. Bir tellalın şöyle bağırdığını duyardık: “Ey yolcular! Rabbiniz kayboldu, kendinize yeni Rab bulun.” Bütün zorluk ve kepazeliklerle yeni birini ararken yeniden bir tellal şöyle bağırırdı: “Rabbinizi veya ona benzer bir taş bulduk.” Sonra o taşı getirir kendisi için kurbanlar keserdik.” Başında akıl nimetiyle dolaştığı halde, nimeti çöplükte arayanların sefaleti bu.

 

Cemil Meriç, “aklın asil yanı, akılüstü gerçeklere ve imana köprü oluşundan ibaret” der, haklıdır; zira mavera kapısını açan yegâne anahtar akıl ve onun beslediği gönüldür. Cemil Meriç, akıllı insanın, aklı ters yüz etmesini de şöyle ifade eder: “İnsanlık, barut fıçıları üzerinde raks eden sarhoş. Ağzında sigara ve elinde havai fişekler.” Akıl, kimi zaman farklı görüşleri insana nasıl da kabul ettiriyor; iki kulplu bir çömlek, ister sağından tut, ister solundan. Diogenes lahanalarını yıkarken, yanından geçen ve Krala yaltaklanan Aristippos’a: “Lahana ile yaşamasını bilseydin, bir zalime dalkavukluk etmezdin” demiş; o da Diogenes’e: “İnsanlar arasında yaşamasını bilseydin, böyle lahana yıkamazdın” diye cevap vermiş. Her akıl, kendince haklı ve doğru.

 

Hz. Ali’nin dudaklarından akıl ile ilgili şu hakikatler dökülmüştür: “akıl en hayırlı dosttur; başarı en hayırlı öncüdür; güzel ahlak, en hayırlı arkadaştır; edep, en hayırlı ölçüdür; ucubtan (kendini beğenmekten) da daha vahşi bir şey yoktur.”

 

Başka söze gerek var mı?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • AĞUN'nu gördünüz mü?
    AĞUN'nu gördünüz mü?
  • Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
    Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  • 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
     8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
  • Başkale travertenlerine yoğun ilgi
    Başkale travertenlerine yoğun ilgi
  • Çaldıran’da dere yatağı taştı!
    Çaldıran’da dere yatağı taştı!
  • Seracılık anlayışında devrim!
    Seracılık anlayışında devrim!
  1. AĞUN'nu gördünüz mü?
  2. Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  3. 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
  4. Başkale travertenlerine yoğun ilgi
  5. Çaldıran’da dere yatağı taştı!
  6. Seracılık anlayışında devrim!
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • ulan hangi kablo
    ulan hangi kablo
  • Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
    Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
  • Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
    Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  • İşte İngiltere'deki patlama anı!
    İşte İngiltere'deki patlama anı!
  • Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
    Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  • Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
    Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
  1. ulan hangi kablo
  2. Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
  3. Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  4. İşte İngiltere'deki patlama anı!
  5. Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  6. Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
VİDEO GALERİ
YUKARI