Bugun...


Mustafa Işık


facebook-paylas







Sevebilmek
Tarih: 29-08-2017 08:44:00 Güncelleme: 29-08-2017 11:26:00


 

Sevmek öğrenmekle başlar. Ne kadar çok şey öğrenebilsek sevgimiz de o kadar artar. 

 

Sevgimiz, muhatabımıza verebileceğimiz en güzel hediyemizdir. Bir ikramdır o göklerden gelen, reddedilmesi sahibine saygısızlıktır. Kalbin şımarık çocuğudur. 

 

Sevgi, haz veren bir nesneye karşı meyildir. Aşk ise o meylin perçinleşmesidir. Mayın tarlasında yürümek kadar tehlikelidir aşk, hüznün ve kederin kollarına terkedilmiş bir tarla ki kargalar bile konmaz bu yalnızlığa. Öyle bir hüzün ki temmuzda üşütür, öyle bir keder ki şubatta terletir. Öyle bir yalnızlık ki koca evreni bir göze sığdırmayı başarır. 

 

Sevmek, ruhun güzelliğidir. Ruha giydirilmiş en güzelinden elbisedir, bembeyaz. Üzerinde en mahir ustaların bile muhayyel edemeyeceği güzellikte nakışlarla bezeli bir esvap… baha biçilemez ederinde ki tüm zanaatkarlar, hattatlar, ustalar bu harikuladeliğin karşısında el pençe divan dururlar. 

 

Sevmek, Allah’ın rahmetinden, sonsuz hazinesinden, lütfundandır. El-Gani isminden gani gani hediyedir bize. Ama kıymeti bilenmesi gerekir; devamı için çaba ister, emek ister sevgi. O, nazenin, ürkek bir kuş gibi, ürkütürsen, kıymet bilmezsen uçuverir avuçlarından ansızın. 

 

 ‘’Aşk bedenin gövdesidir, oysa sevgi ruhun elçisidir.’’  der Ali Şeriati. Aşk kelimesinin ‘ ışk ’ – sarmaşık kökünden geldiği malumunuzdur.  Sarmaşık tohumu düştüğü dala, duvara, ağaca, gövdeye tutunarak büyür ve her tarafı sarıp sarmalar tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi. Gönle arsız kordan bir parça ateşin düştüğü beden ne bilecek ki âlemde ne mevsimidir.  Nasıl, büyüyüp dal budak salan sarmaşık zamanla saldığı dalı boğarsa, Aşk da kolunu kanadını kırar sahibinin, mecnun edip ortalığa salar. Ah, arsız aşk! 

 

Fahrüddün-i Irakî’nin deyimiyle ‘’aşk, tüm varlıklarda sarîdir.’’ Sarîdir aşk, bulaşıcıdır yani; tiryakilikti, tutkudur. Sevebilmenin künhüne varmak demek, maşukun gölgesini görebilirim diye, bahçe kapısında saatler bekleyebilmek sabrını kuşanmaktır. Harabe Kulübeyi somdan altın saray bilmektir. Biraz kepazeliktir biraz da rezillik..  

 

Sevebilmek, garip gönle kanat takıp Kaf ardına sebepsiz uçabilmektir. Bülbülün güle olan sevdasıdır, Mecnun’un Leyla’ya olan tutkusudur, Züleyha’nın ıstırabıdır. Şu âlem dahi Mevla tarafından aşk sebep olmuş da yaratılmıştır ki yüce Allah’ın sevgisine muhatap kılmak için evvela Hz. Muhammed’i yaratmış ve sonra ona olan sevgisi hürmetine ‘kün feyekün’ deyip âlemleri var etmiştir.  

 

Ne güzel dillendirmiş gönül dostu: 

‘‘Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl, Muhammed’ siz muhabbetten ne hâsıl?..” 

 

”Aşk nedir? dediler Mansur’a. Sabredip bekleyin dedi. Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestiler. Her uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi. Yakıp küllerini nehre saçtılar. Her bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.” 

 

Ah olsun aşka ve onun hallerine. Maşuka aşığın gözüyle bakabilmektir marifet. Halife Leyla’ya sorar:  ‘’Kays’ı deli edip çöllere salan sen misin? Hâlbuki diğer kadınlardan daha güzel de değilsin.’’  Leyla: ‘’ Sen beni Mecnun’a sor.’’ Leyla’ya Mecnun gözüyle bakabilmektir sevebilmek. Onun acısıyla ceylanlara sarılabilmektir. Dünyanın en büyük mutluluk dağını en derin acı vadisi arasında köprü kurabilmektir.   

 

Sevgi, dünyaya cennetten düşmüş en tatlı, en acı meyvedir. Yediğim zaman hangi taraf dimağımıza denk gelmişse artık ona göre isimlendiririz. Ona ifadeye yeryüzündeki dillerden başka dil gerek; kelimelerden başka bir kelime. Sırrın ifşasıdır biraz, perdeyi yırtmakla alakalıdır, eğer sırları keşfe çıkmaya namzetsen. Vecd halidir biraz, öyle ki ayağa saplanan oku çıkarmak için huzurda kendini adamaktır. Leyla’nın evinin önünden geçerken gözlerini gökyüzüne diken Mecnun’a ‘Neden Leyla’nın odasına bakmıyorsun. Belki onu görürsün’ diyenlere ‘gölgesi Leyla’nın evinin üzerine düşen yıldız bana yeter’ cevabını veren Mecnun’un teslimiyetidir.  

 

Sevebilmek, sevdiğinin sözünü tüm sözlere tercih etmektir. Onun hoşnutluğunu kazanmaya her cefaya değer kılmaktır. Karşı kıyıdaki sevgilisini görme adına, yüzme bilmediği halde her gün Dicle nehrini geçip giden adamın sadakatidir sevebilmek; uzun zaman sonra sevdiğinin yüzündeki izi fark edip, soran ve sırı ifşa ettiği için Dicle nehrinde boğulan aşığın gerçekliğidir. 

 

Mustafa Işık





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Sonbaharda Edremit bir başka güzel
    Sonbaharda Edremit bir başka güzel
  • Van'da sonbahar
    Van'da sonbahar
  • 2017 Van'ın enleri belli oldu
    2017 Van'ın enleri belli oldu
  • AĞUN'nu gördünüz mü?
    AĞUN'nu gördünüz mü?
  • Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
    Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  • 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
     8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
  1. Sonbaharda Edremit bir başka güzel
  2. Van'da sonbahar
  3. 2017 Van'ın enleri belli oldu
  4. AĞUN'nu gördünüz mü?
  5. Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  6. 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • ulan hangi kablo
    ulan hangi kablo
  • Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
    Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
  • Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
    Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  • İşte İngiltere'deki patlama anı!
    İşte İngiltere'deki patlama anı!
  • Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
    Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  • Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
    Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
  1. ulan hangi kablo
  2. Van Valisi Taşyapan imamlık yaptı
  3. Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  4. İşte İngiltere'deki patlama anı!
  5. Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  6. Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
VİDEO GALERİ
YUKARI