Bugun...

Kadın Aynı, Bakış Farklı

 Tarih: 08-03-2018 22:58:00
Hacer Gün


8 Mart 1857’de New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin işçi, 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması talebiyle greve başlamıştı.

 

40 bin kadın işçinin örgütlediği bu grev o zamana kadar ki en kitlesel kadın eylemlerinden biriydi. Eylemi durdurmak isteyen polis kadın işçilere saldırmış, fabrika yönetiminin de desteğiyle binlerce işçi fabrikaya kilitlenmişti.

 

Bu sırada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u yanarak can vermişti. Bu yaşanan acı olayın daha sonra kadın direnişinin miladı olarak anılmasının sebebi, o güne kadar yapılan ilk ve büyük çaplı kadın direnişi olmasıdır.

 

19.yy da kadın işçilerin genel durumu bu kadar vahim iken erkek işçilerin durumu da iç açıcı değildi. Hatta bırakın erkek işçileri, 6-7 yaşındaki çocuklar İngiltere’nin kuzeyinde, geniş kurşun madenlerinde günde on iki saatlerini, karanlıkta, yalnız başlarına, rutubetli geçitlerde çalışarak geçirirlerdi.

 

Dolayısı ile o dönem yapılan zulüm yalnız kadını değil tüm insanlık onurunu hedef almıştır. Bu olaya dönemin ABD basınında neredeyse hiç yer verilmemiş, fabrika yönetiminin ve polisin tavrı halktan gizlenmeye çalışılmıştı.

 

Buna rağmen, işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını, 1977 yılında kabul etti.

 

BM’nin ilgili kararında günün tarihçesine değinilmedi. Hala BM’nin internet sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, günün 8 Mart 1857’de New York'ta ölen dokuma işçilerin anısına düzenlendiği yazılmadı. Yalnız bu bilgiler bile dünyaya adalet, özgürlük ve hümanizm dersleri verme heveslisi olan batı’nın yalnız tek yüzünün olmadığının belgesidir.

 

-VE YIL 1910...

Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

 

Ve o yıllarda ülkemiz batılı devletler tarafından kıskaca alınmış parçalanıyordu. Güçlü devletler, ülkemizin kaynaklarını sömürmek için uğraşıyorlardı.

Böyle bir ortamda kadın erkek çoluk çocuk herkesin tek amacı vatan savunması olduğundan kadınların seçme ve seçilme hakkını alabilmesi ülkemizde 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile gerçekleştirilmiştir. Kaldı ki bizim geleneklerimizde erkek yada kadın evlenmeden adam yerine konup fikri sorulmaz ve kendisine söz hakkı verilmez eğer annelik yada babalık makamını doldurabilirler ise o zaman ancak yönetime dahil olama hakkı elde edebilirlerdi.

 

Buna en iyi örnek, okuldan eve geldiğinde kapının önünde çalan davulların sebebinin kendi düğünü olduğunu öğrenen henüz reşit olmamış erkek ve kız çocuklarıdır.

 

-EMEKÇİ KADIN NASIL OLUR?

8 Mart Dünya kadınlar günü hakkında kadınlar maalesef ikiye bölünmüş durumdadır. Bir kısım kadın bu güne dünya kadınlar günü derken diğer bir kısım ise hayııır bu gün dünya emekçi kadınlar günüdür diye yaygara koparıyor.

Bu durum bana göre dil, din , ırk ayrımcılığı yapan toplum ayrıştırıcılarının yaptığı işin bir benzeridir. Çünkü emek vermek evinin sınırları dışında belli ücrete binaen çalışmak demek değildir. Ve ben emek vermekten uzak hiçbir kadının olmadığına inanıyorum

 

-HER KADIN KADINMIDIR?

Ülkemizde kısa dönem önce baş örtüsü mücadelesi veren üniversite kapılarından kovulan öğrencileri, meclisten kovulan ilk baş örtülü millet vekili Merve Kavakçı’yı ve adı sanı bilinmeyen tüm STK çalışanlarını, mücadelelerine şiddeti karıştırmadıkları, kamu malına zarar vermedikleri, özellikle insana zarar vermedikleri sabır kuşanarak davalarında sebat etikleri ve iyi bir mücadele örneği sergiledikleri için adı bilinen yada bilinmeyen tüm kadın kahramanları şükran ile anıyorum.

 

Bir insan hakkı olan inandığı gibi yaşayabilme hakkı, güya özgürlük tüccarları tarafından engellenmişti, O dönemde başörtülü diye erkeklerden ziyade kadının kadına yaptığı şiddeti kim nereye koyabiliyor. gönül bu kara lekenin memleketimizin tarihinde hiç yaşanmamış olmasını dilerdi. İş dünyasında, mahallede, aynı apartmanda kadının kadına yaptığı şiddeti, direkt yada dedikodu yoluyla kurduğu tuzak ve baskıyı nasıl izah edebiliriz. Yüzyıllardır devam eden ve miras olarak bırakılan gelin kaynana-gelin görümce şiddetini nasıl çözebiliriz, engelleyebiliriz…

 

-KADINA YAPILAN BÜYÜK ZÜLÜM REKLAMLAR…

Kadının, erkeğin seyrine sunulduğu reklamlar ve kadının bundan dolayı aldığı yara çok üzücüdür ki hiçbir kadın derneğinin ya da haber kanalının gündemine bile girmiyor. Kadınlar reklamlar, diziler ve filmler aracılığıyla şekillendirilmeye çalışılıp bazen seyirlik nesneye bazen ürün ile alınıp satılan imgeye dönüştürülmektedir.

 

Kadınların teni reklamlarda erkekleri etkilemek için kullanılmaktadır. Örneğin saçları, dudakları, elbiseleri beden duruşları bile karşı tarafa cinsel iletiler aktarmak amacıyla kullanılmaktadır. Kadın bazen kendisine diziler, filmler veya reklamlar ile mükemmel kadın olarak sunulan örnek hemcinsine benzemeye çalışıp kendi öz benliği ile çatışmaya girmekte bazen de eşi sevgilisi tarafından öyle olmaya zorlanarak kişiliğini kaybetme tehlikesi ile karşılaşmakta ve ağır depresyonlar yaşamasına sebep olmaktadır .

 

-HEM NALINA HEM SAHTESİNE

Hazır kadını ilgilendiren her konuya dokunacağım demişken biraz da kadını ikinci sınıf kul kabul eden sahte din adam! larına dokunalım “Kadınlar erkekler ile birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır” (Ebu Davut –Taharet- 94) diyen bir peygambere (sav) sahip iken, kadını savaşçı, hükümdar olarak hikâye eden bir Kuran’a sahipken bu iki Yüce’den uzaklaşarak kadını evinde kalmaya mecbur eden, hatta eşine secde etmeyi layık gören bir din uyduran; aksi bir sorgulamada kadını dinden aforoz eden sahte din adamları yüzünden kadının yaşadığı sıkıntılara hiç bir ilgili dokunmuyor.

 

Kadınlara Fatıma olun derken erkeklere Ali olmayı öğütlemeyen tüm din insanları bilerek yada bilmeyerek şeytanın değirmenine su taşımaktadır. Erkeğine yatakta sırtını dönen kadını cehennemlik yaparken, karısına duygusal açlık yaşatan adama cennet vadeden hoca!... dan ne hoca olur ne koca…

 

-KADININ YANINDA KİM VAR?

Kadının erken evlendirilme ve kadın şiddetinden yada işsizlikten başka derdi yokmuş gibi davranan güya kadına özgürlük vereceğim derken kadına pranga vuranlar ne demek istediğimi anlar mı bilmem ama siz beni anlayacaksınız. Elbette yukarıda saydıklarım derttir, ama aksini savunmakta büyük dertlere kapı açabilir.

 

17 yaşında evlenmiş biri olarak erken evlenmenin iyi bir seçim yapabilirseniz harika bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, haa eğer seçim konusunda doğru kriterlere sahip değilseniz ne yaş sınırı nede başka bir durum kişinin kaliteli evlilik yapabileceğinin garantisini veremez. Ve hep söylendiği gibi mutluluğun garantisi ayaklarının üzerinde durabilmek için çalışmak ve dolayısı ile patronuna hizmet etmek değildir.

 

Eğer erkeğe hizmet etmek kadınlık onurunu zedeliyorsa bütün kadın işçiler kadın bir patron edinmeli. Yada “emek” alınacak karşılıktan dolayı kutsal ise o zaman kadının kocasına hizmet etmesi küçümsenmemelidir. Eğer küçümsenecek bir tavır varsa oda kadının emeğini görmekten aciz erkeğin körlüğü olabilir.

 

Üzücü bir durum asıl şu dur ki kadın “sen güçlüsün” “sen yaparsın” “sen var ya sennn” gibi yönlendirmeler yüzünden çocuk doğurmak gibi harika bir duygudan uzaklaştırılmaktadır. Çocuk doğurabilse, çalıştığı için çocuğunun en güzel yıllarına şahitlik edememektedir. Ne acıdır ki çocuk bakmaya gelen kadın da kendi çocuğunu belki de başka bir bakıcıya teslim ettiğinden aynı eziyeti yaşamaktadır. Ve kadının kendi ayaklarının üzerinde durması için çalışması gerektiğini , kadının özgürlüğünün buna bağlı olduğunu söyleyenler baksınlar bakalım çalışan kadının maaş kartı kimin cebinde?

 

"SON SÖZ!"

Artık kadını rahat bırakın hayatını nasıl yaşayacağına kadın karar versin. Evlenecek mi? Okuyacak mı? Çalışacak mı? Doğuracak mı? Eğer kadını kadından daha çok düşünüyorsanız ona yapacağınız tek iyilik kadını olduğu gibi sevin, fıtratını bozon ve onu dönüştürmeye çalışan eski yada modern tüm töreleri yok edin.

Kadın aynı ama ideolojiler, patronlar, reklam dünyası, başka, sahte din adamı başka Peygamber efendimiz başka bakıyor, kadın bile kadına başka bakıyor. Doğru bakmadıkça kadını hep yanlış anlamaya ve anlatmaya devam edeceğiz, 8 Mart 1857’ler hiç bitmeyecek.


Hacer GÜN

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI