Bugun...


Ersan Şimşek


facebook-paylas







Madde bağımlılığı ve aile dinamiği
Tarih: 11-12-2016 05:41:00 Güncelleme: 11-12-2016 05:41:00


Türkiye’de ve dünyada hızla alkol ve uyuşturucu madde alım oranları artmakta, maddeye başlama yaşları ise tüyler ürpertici bir şekilde gittikçe düşmektedir. Daha çok ergenler ve genç yetişkinlerde rastlanan madde bağımlılığı Kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal hayatını yok eden, insanı insan olmaktan çıkaran uyuşturucu maddelerle mücadele etmek, geleceğimiz olan çocuklarımızı bu maddelerden korumak ancak iyi bir koruyucu halk sağlığı yaklaşımıyla olabilecektir. Bunun için son zamanlarda daha fazla önem arz ederek toplumsal, bireysel ve ailesel bilinçlendirme politikaları izleyerek farkındalık oluşturacak çalışmaların olması gerekmektedir.

 

Son zamanlarda fenomen olan ‘’Bonzai’’ terimi tek başına bir risk değildir. Çünkü bu terim kimyasal uyuşturucuların sadece bir türüdür. Amacımız çocukları bu zehirden korumak değil, sorunun temelinde olan madde bağımlılığından kurtarmaktır. Çünkü bağımlılık, kendi başına gerçekleşen bir olay olmayıp içerisinde birden çok değişkeni ve dinamiği barındıran olay ve olgular zinciridir. Yapılması gereken en mühim şeylerden biri madde bağımlılığından sonra uygulanacak cezalar değil, bireyi madde kullanmaya götüren nedenleri anlayarak bireyi karanlığa götüren bu yolları bireysel ve toplumsal bilinçlenme ile en aza indirmektir. Bu kapsamda, toplumun çekirdeği olan aile kurumlarına ve ebeveynlere büyük sorumluluklar düşmektedir.

 

Öncelikle Aile İletişimi ve yaklaşım tarzlarımız;

Aile içi iletişimimiz ve yaklaşım tarzlarımız çocukların kötü yollara başvurmasını büyük oranda etkiliyor. Çocukları uyuşturucuya iten nedenleri anlamadan direk olarak sonuçlar ile insanları yargılamanın doğru olmadığı gibi daha çok insanı bu yola sürüklemek gibi riskli bir yanı da olabilir. Baskıdan ve şiddetten maraz doğar derler. İşte bu durumu, ailede çocukların gelişim döneminde baskı, şiddet, sevgi, ilgi eksikliği ve bilinçsiz ebeveynlik olarak tanımlayabiliriz.

 Klinik tecrübelerimden aktardığım küçük bir kesit; 

Anne-Baba;  Çocuğum sürekli dışarda. Bazen izin vererek çıkıyor bazen kaçıyor ve sözümüzü dinlemiyor. Ne yapsak fayda etmiyor. Kızıyoruz olmuyor, dövüyoruz olmuyor. Ders çalışmıyor, okulu önemsemiyorlar….

Çocuğun ‘’Neden’’ sorusuna verdiği cevap her şeyi özetliyor aslında; 

‘’Ailem beni anlamıyor, beni dinlemiyor, benimle zaman geçirmiyor sürekli azarlıyor. Arkadaşlarımla beraber olduğumda kendimi daha mutlu, huzurlu hissediyorum’’.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi çocukları zararlı yollara iten en önemli olay ebeveyn ve çocuk arasında iletişim ve etkileşim tarzıdır. Eğer aile iletişiminiz çocuğunuzun mutluluğu dışarda aramasına kadar geldiyse çok büyük risk altındasınız demektir. Vereceğiniz hiçbir ceza çocuğunuza fayda etmeyecek tam tersine daha fazla karşıt tepki ile karşılaşacaksınız. Size olan öfkesini çevresel faktörlere yöneltecektir. Arkadaş ortamına ve arkadaşlarına aşırı bağlılık, anne babaya yöneltilen öfke arkadaş ortamında duygusal bağlılığa döner. Yani çocuk aileden alamadığı bağlılık, sevgi, aidiyet, kabullenme duygusunu arkadaş ortamında yaşamaya başlar.  Bu durum aile ile çocuk arasında duygusal ayrışmaya yol açarak arkadaşlarını ve içinde bulunduğu grubun normlarını hayatının merkezi haline getirir. Bu şartlarda yaşayan bir çocuğun mutlu olmak için aile dışında kendine farklı bir kimlik ararken kötü yollara başvurma olasılığı artacaktır. Bununla birlikte bir çocuğun kimyasal maddeler ile kendine zarar vermesinde anne babayı cezalandırma güdüsü de yatmaktadır.

Bu nedenle aileler, çocukları üzerinde ciddi anlamda etkili olan durumlara karşı uyanık olmalı, özellikle ergenlik çağındaki çocuklarını anlamak için kendilerini geliştirmeliler ve madde bağımlılığıyla ilgili bir sorunla karşılaşmaları halinde bu durumla başa çıkma yetenekleri kazanmalıdırlar. Bu anlamda sosyal kurumlara (Aile sosyal politikalar müdürlüğü, valilik, psikolojik klinikler ve aile destek programları vs.)’ başvurmaları, geç kalmadan profesyonel destek almaları, hızlı gelişen ve değişen sosyal çevrenin hakim olduğu şu zamanda son derece mühimdir.

Ergenlik ve gençlik yılları, çocukların arkadaş çevresinden etkilenmeye çok açık ve hassas oldukları bir dönemdir. Genellikle ebeveynler bunun farkında olsalar da çocuklara karşı nasıl davranmaları gerektiği konusunda yetersiz kalırlar. Bu anlamda, ebeveynler, gençlerin kişisel gelişimlerini ve bireysel yeteneklerini göz önünde bulundurarak başarılı oldukları alana çocukları teşvik etmeli ve onları cesaretlendirmelidir. Bu anlamda aile desteğini ve değerini özümsemiş olan bir gencin çevreden ve akran gruplarından gelebilecek olumsuz baskılara karşı dirençlerini arttırırlar. Kendine güvenen, hayata karşı doğru ve olumlu bir bakış açısı geliştirebilen gençler, arkadaşlarından ve gruplardan gelebilecek alkol, tütün ya da bağımlılık yapıcı madde kullanma teklif ve baskılarına karşı özgüvenlerini yitirmeden karşı koymayı başarırlar.

Ebeveynler çocukların duygularını anlamaya çalışmalı ve onlarla güvenli bir iletişim ağı kurmaları gerekmektedir. Bir ergen, gerektiğinde hatalarını dahi aile ile paylaşabilmelidir. Aile, bir çocuk için iyi-kötü duyguların paylaşılabildiği bir alan olmalıdır. Çocuğun ergenlik sürecinde yaşadığı ruhsal ve fiziksel değişime paralel olarak, ebeveynler, cesaretlendirici, destekleyici ve pro-aktif yaklaşımlarda bulunmalı ihmal ve psikolojik-fiziksel şiddetten kaçınmalıdır. Bununla birlikte, çocukların kendi değer ve sınırlarını oluşturabilmeleri için onlara bir zorunluluktan çok sorumluluk algısı yükleyerek onlara model olmalıdır. Çünkü madde bağımlısı çocuklar, çevresinde var olan kötülük karşısında sınırlarını belirleme ve kendisini madde kullanımına teşvik eden arkadaşlarına hayır diyebilme konusunda güçlük yaşarlar. Burada ana-babanın koruyucu, bağımlı, otoriter ve baskıcı tutumlardan kaçınmaları, hayatın sorumluklarını gelişimine uygun olarak vermeleri, yanlışlıklar karşısında önce ebeveynlerin ‘hayır’ diyerek örnek olmaları önemli rol oynar. Çocuğumuza hayır diyebilmeyi, sınırlarını oluşturmayı döverek değil onları eğiterek ve onlara rol model olarak öğretmeliyiz. Mesela, evde sigara içen bir babanın, çocuğuna, ‘’sigara içersen seni gebertirim’’ demek yerine babanın, çocuğun yanında sigara içmeyerek sigarayı neden içmemesi gerektiğini anlatması gerekir. Aksi halde yanlış ebeveyn tutumlarımız çocukları riskli hale getirecek ve birçok olumsuz alışkanlık karşısında çocuğumuzu koruyamaz hale geleceğiz.

Çocuklarımızı başkaları ile kıyaslayıcı, etiketleyici, damgalayıcı, özellikle aile ve toplumda dışlayıcı yaklaşımlardan kaçınmalıyız. Gelişim dönemlerinde çocuklarınızda görebileceğiniz yanlış tutumları suçlamak, yargılamak yerine doğru, yapıcı ve güzel bir yaklaşımın nasıl gerçekleşeceğini öğrenerek, anlayarak ve model olarak somut bir şekilde çocuklarımıza göstermeli, değer ve ahlaki gelişimlerine katkıda bulunmalıyız.

Anne baba olmak hayatımızın en kutsal değerlerinden biridir. Kendi canımızdan kanımızdan olan bir çocuğu mutlu etmek, ona en iyi imkânları sunmak, en iyi ortamlarda yetiştirmek bizim bu dünyadaki en ulvi gayemizdir. Fakat, anne baba olarak doğru bildiğimiz pek çok durum, çocuklarımıza ve aile iletişimimize farkında olmadan zarar vermektedir. Bu nedenle doğrularınız yanlışa dönüşmeden, özellikle içinde bulunduğumuz bu hassas süreçte, her ebeveynin bu konu ile alakalı eğitim almaları, bilinçli bir yaklaşım ve iletişim modeli geliştirmeleri için hem bireysel hem de sosyal anlamda elimizi başımıza koymanın zamanı gelmiştir.

Madde bağımlılığında aile dinamiği ve yaklaşım tarzlarından sonra gelen en büyük dinamik, çevredir. Bir sonraki makalemde madde bağımlılığı ve çevre dinamiğini ele alacağım.

Son olarak, klinik tecrübelerime dayanarak şunu paylaşmak istiyorum. Bu makaleyi okuyan bazı okurların zihninde canlanan pek çok sorunun içerisinde ilk sırada gelecek olan sorulardan biri şudur;

Peki, hocam, siz bunu uygulayabiliyor musunuz?

Bugüne kadar bu soruya vermiş olduğum cevap pek çok aileyi harekete geçirmiştir. Umarım bu söz, siz değerli okurlara da bir hayat kapısı olur.

Bunları uygulamak, ileride karşılaşabileceğiniz kötü durumlarda verecek olduğunuz mücadeleden daha kolaydır.

Geç kalan değil, genç kalan nesiller için bugün, yarın ve daima…

Saygılarımla,

Psikolog, Ersan ŞİMŞEK 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
    Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  • 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
     8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
  • Başkale travertenlerine yoğun ilgi
    Başkale travertenlerine yoğun ilgi
  • Çaldıran’da dere yatağı taştı!
    Çaldıran’da dere yatağı taştı!
  • Seracılık anlayışında devrim!
    Seracılık anlayışında devrim!
  • Kaz Gölü’nde muhteşem görüntü
    Kaz Gölü’nde muhteşem görüntü
  1. Van Uğur Okulları mezuniyet töreni
  2. 8. Kanispi Festivali renkli görüntülere sahne oldu
  3. Başkale travertenlerine yoğun ilgi
  4. Çaldıran’da dere yatağı taştı!
  5. Seracılık anlayışında devrim!
  6. Kaz Gölü’nde muhteşem görüntü
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
    Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  • İşte İngiltere'deki patlama anı!
    İşte İngiltere'deki patlama anı!
  • Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
    Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  • Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
    Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
  • Baki karaca'a onlar çok sert konuştu
    Baki karaca'a onlar çok sert konuştu
  • Yeni Vanspor yönetimi değerlendirdiler
    Yeni Vanspor yönetimi değerlendirdiler
  1. Ahmet İzgi 15 Temmuz Gecesini Anlattı
  2. İşte İngiltere'deki patlama anı!
  3. Gazeteci-yazar Adil Harmancı gündeme dair konuştu
  4. Van'da hayır çıkmasının sorumluları kimler?
  5. Baki karaca'a onlar çok sert konuştu
  6. Yeni Vanspor yönetimi değerlendirdiler
VİDEO GALERİ
YUKARI