Bugun...

Sinemize Sakladıklarımız

 Tarih: 27-04-2017 23:27:00
Asu Geylanlı

Saklanan her şey kaybolmaya, unutulmaya, tutsaklığına mahkumdur. Kah zaman geçer kah mevsim eskir. Müziği oluşturan notaların parçaların bitişine yakın kısılıp kısılıp yok olması gibi. Üzerine yağan yağmurun erittiği kar taneleri gibi.

 

                Kaybettiklerini düşününce insan ah ne çoktur. Kimi tahtım kimi bahtım kimi gençliğim..  Peki sustuklarım, sustuklarımız?

Her sessizliğin yolu çınlama olmalı. Tüm yollarda sevdiğine açılırdı insanın.

Sahi yol neydi?

Sunan kimdi?

Öyle ya yola ulaştın Sevdiğin kimdi?

Sevdiğini de mi sakladın sinene?

Saklama, Baki olan ‘Allah’ cc sevgine sonsuz güç verdi. Evvelden ahire tüm eşref-i mahluka verdi. Evvelini de sevebilesin, ahretinde de sevebilme kabiliyetin devam edebilsin diye.

 

Mesele sana sevmek gibi ehemmiyetli bir vazifeyi sunan Sultanın gün yüzüne çıkarmanı istediği ikramları sinende saklaman. Saklama! Hayy de sarıl davana, bırak yüreğin kavuşsun inşiraha, bin pişmanlıkla yakardığın tövbelerin ulaşsın kalb_i semaya. Şahlan şimdi korkmadan, yeter ki dile çok güçlüsün.

 

                Hz. Mevlana Şemsi ararken Konya’da yalanıyla ün salmış bir adam Şemsi Bağdat’ta gördüğünü söyleyince Hz. Mevlana hırkasını çıkarıp adama hediye etmiş. Etrafındakiler Hz Mevlana’ya adamın yalancı olduğunu ve bu söylediğinin de yalan olduğunu söyleyince cevaben; Yalanına hırkamı verdim, doğru söyleseydi canımı verirdim buyurmuş. Sevdiğine dair bir yalandı işittiği halbuki yine de onun adını işitmek, içinde kavrulup kavrulup yüreğini yakan özlemine serin bir esinti oldu. Şimdi bizleri düşününce muhabbeti aşk olan Habibullah’ın (sav) miras bıraktığı doğrularını dile getirmekten çekinir olduk.

 

Muhabbetten Muhammed oldu hasıl,

Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl.

 

Sustukça susası gelir insanın. Kaybetmeye ve dahi kayıplarına alışınca işte tam da orada başlar kalbin vuku bulamadığı karanlıklar. Ve gecedeki karanlığı dağıtmaya gücümüz yetmeyeceği gibi, sırtını bize dönmüş bir ruhu da peyderpey ekleriz kayıplarımıza.

Her yok oluşun, kaybedişin önümüzde oluşturacağı yığınlar aslında bir yokuş gibi yorar kalbimizi. Ve biz zahiri kayıplarımızı düşünürken, artık batında kazanabileceğimiz minik bir umut bile kalmaz. Affına sığınıyoruz Allah’ım kendi tercihlerimizle yorduğumuz, hırpaladığımız, kanattığımız kalplerimizi merhametin ile dindir. Ve dönüşü olmayan hatalardan, affolunmayacak günahlardan koru.

 

Bitmeseydi gün, dün denir miydi? Ve olduğun yer bugün. Dün ve yarın uzak. Her yeni güne umutları, edeple Sevgiliye (sav) yapılan övgüleri ve duaları sığdıralım inşallah.

 

Gavsul Azam Abdülkadir Geylani Hazretlerinin duasıyla noktalayalım. ‘Allah’ım bizi tevhid edenlerden, birleyenlerden eyle. Senin cc yolunda gitmemize engel çıkaranlardan bizi kurtar.’ Amin.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI